DOLAR
16,8853
EURO
17,8334
ALTIN
992,10
BIST
2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Açık
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Az Bulutlu
26°C

İlker Başbuğ hakkında 3 yıl hapis istemi

İlker Başbuğ hakkında 3 yıl hapis istemi
10.06.2022 17:14
0
A+
A-
Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, “Türkiye Cumhuriyetinde Güç Odaklarının Mücadelesi” serisinin üçüncü kitabına ilişkin bir gazetede söyleşi yapmıştı. Başbuğ hakkında, yaptığı söyleşide “darbe” imasında bulunduğu iddiasıyla dava açıldı. Devam eden davada, İlker Başbuğ hakkında savcı mütalaasını açıkladı. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanık İlker Başbuğ katılmazken, avukatı İlkay Sezer hazır bulundu. Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasında, daha önce Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan sanık İlker Başbuğ’un Cumhuriyet gazetesi muhabiriyle yaptığı 4 Ocak 2021’de yayınlanan röportajında, “Eğer Menderes, 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir’de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs askeri darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi. Çünkü erken seçim kararı alınmış bir hükümete karşı bir askeri darbenin gerçekleştirilmesi açıkça milletin siyasi idaresine de vurulacak bir darbe olurdu.” ifadelerini kullanarak darbe imasında bulunduğunun iddia edildiğini belirtti. Mütalaada, her ne kadar Anayasa’nın 25. maddesindeki düşünce ve kanaat özgürlüğü ve 26. maddesindeki düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü koruma altına alınmışsa da Anayasal ve yasal düzenlemeler dışına çıkılarak cebir ve şiddet yoluyla bozmaya yönelen farklılıklar arasında nefret, ayrımcılık yaratmaya yönelik söz ve beyanların bu özgürlükler kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtildi. Sanığın sözlerinin eleştiri ve düşünce özgürlüğü sınırlarını aşar nitelikte olduğu, kamuoyunda ve toplumun bir kesimi tarafından tepkiyle karşılandığı, birçok şikayet ve ihbarın yapıldığı, bu haliyle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin gündeme geldiği belirtilen mütalaada, İlker Başbuğ’un “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. İlker Başbuğ hakkında 3 yıl hapis istemi #1
İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer, mütalaaya katılmadıklarını belirterek savunma yapmak üzere süre talebinde bulundu. Mahkeme de savunma için süre vererek duruşmayı erteledi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan iddianamede, İlker Başbuğ “şüpheli” sıfatıyla, aralarında AK Parti Rize İl Başkanlığı, AK Parti İl ve İlçe Başkanları ile Kadın Kolları Başkanlarının da bulunduğu toplam 166 kişi de “müşteki” sıfatıyla yer aldı. İddianamede, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un 4 Ocak 2021’de Cumhuriyet gazetesine “Eğer Menderes, 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir’de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs askeri darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi. Çünkü erken seçim kararı alınmış bir hükümete karşı bir askeri darbenin gerçekleştirilmesi açıkça milletin siyasi idaresine de vurulacak bir darbe olurdu.” ifadelerini kullandığı kaydedildi. Başbuğ’un, söyleşisinde “darbe” imasında bulunduğu belirtilerek “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya aşağılama” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi. 24 Şubat’taki duruşmaya katılan İlker Başbuğ ifadesinde, “Bu siyasetçilerden birisi de 27 Mayıs’ın en güçlü isimlerinden biri olan Alparslan Türkeş’tir. Darbe sonrası Türkeş, ‘Bu konuda eğer seçim kararı alınıp yeni bir hükümet kurulsaydı biz 27 Mayıs’ı yapamayacaktık’ demiştir. Görüldüğü gibi hakkımdaki suç duyuruları hiçbir temele dayanmadığı gibi tutarsızdır. İddianameye konu değerlendirmeyi bugünkü olaylar arasında herhangi bir ilişki kurulması mantık dışıdır. Suç duyurusunda bulunanlar kitabımın sonuç bölümüne baksalardı, ‘kitapta tarihi geçmiş ile bugün arasında ilişki kurulmasından özellikle kaçınılmıştır’ ifadesini göreceklerdi. Suçun kaynağı olan binlerce sayfadan oluşan bir araştırma kitabının ne içeriğini, ne de değerini herkesin anlamasını beklemek doğru ve gerçekçi olmaz. Bir Anadolu şehrinde doğan halk çocuğuyum ve TSK’ya şerefiyle komutanlık etmiş biriyim. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasını tarih hiçbir zaman affetmeyecektir. Bugün inanmak istiyorum ki, titrek titrek yanan adaletin ümit ışığı bugün burada söndürülmeyecektir. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum.” demişti.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.